Tek Türkiye Dizisi

Ropörtaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ropörtaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2009 Pazartesi

TEK TÜRKİYE SETİNDEN RÖPORTAJ:)


Yeni Şafak Pazar Konya'da çekilen Tek Türkiye setindeydi


Konya'da çekilen Tek Türkiye dizisi reyting rekorlarından sonra şimdi de ziyaretçi rekoru kırıyor. Isparta'dan, Ankara'dan, Mardin'den, Diyarbakır'dan, İstanbul'dan kısacası Türkiye'nin her yerinden otobüslerle Tek Türkiye setini ziyarete gelen hayran kitlesi, ellerinde cep telefonları, fotoğraf makinaları, dizinin oyuncularıyla aynı kareye girmek için adeta yarışıyorlar. Pazar günleri o kadar yoğun bir ilgi var ki, oyuncuları yakalayan hayranlarının her biri bir taraftan “Fotoğraf çektirelim” diye çekiştiriyor. Bu yüzden Pazar günlerinin ismi oyuncular arasında espriyle karışık “Kanlı Pazar” olarak geçiyor. Doğu ve Güneydoğu'da tek Türkiye çok izleniyor. Dizi başladığında sokaklar tenhalaşıyor. Bazı aileler arabaları ile set ekibinin arkasına takılıp tüm hafta sonu çekimleri izliyor. Ben de belki bir kare çektirebilirim ve “Neden bu dizi bu kadar izleniyor?” sorusuna cevap bulabilirim umuduyla Tek Türkiye setine koştum. Hayranlarının arasından çekip kaçırabildiğim oyuncularla konuştum, setin havasını kokladım, mağaralardan aşağı yuvarlanmamaya çalıştım ve evet fotoğraf çektirdim.


KOYUNLAR YÜRÜYÜÜNNN


Tek Türkiye tarihi 6000 yıl öncesine uzanan Sille ve Tatköy'de çekiliyor. Buradaki dağlara oyulmuş mağaralar, pek çoğunda günlük hayatın devam ettiği köy evleri ve köyün doğası çekim için doğal bir plato oluşturuyor. Şartlar zaman zaman epey zorlu oluyor. Bizzat şahit olduğum toz fırtınaları ve soğuk bunlardan ikisi sadece. Soğuktan korunabilmek için teknik ekibe özel kıyafetler yaptırılmış. Çünkü sabahın 7'sinden gecenin 12'sine kadar dağ bayır çalışıyorlar. Yine de çok neşeli ve esprililer. Köyde ilginç manzaralarla karşılaşmanız olası. Yolda ellerinde tüfekle yan yana yürüyen terörist ve özel tim mensuplarını ya da 40- 50 tane köylü kadın görürseniz şaşırmayın. Onlar figürasyon. Köyün çocuklarının pek çoğu dizide birkaç kez rol almış. Köyün eşekleri, koyunları, köpekleri de yeri geldiğinde dizide yerini alıyor. Koyunları kamera önünde tutmak da teknik ekibe kalıyor: “Koyunlar yürüyünnnn.”


REYTİNG KAYGISI YOK


Tek Türkiye setinde görüştüğüm hemen hemen herkes reyting kaygılarının olmadığını ama bir amaçları olduğunu söylüyor: Halkı teröre karşı bilinçlendirmek. Samimiyetlerinin ekrana yansıdığı ve seyircinin de bunun farkında olduğu için reytinglerde en üst sıralarda yer aldıklarını düşünüyorlar. Birleştikleri başka bir nokta da, Tek Türkiye'nin bütçesinin nispeten mütevazi olmasına rağmen, bir dizinin başarılı olması için gereken her şeyin en iyisine sahip olduğu; hikaye, kostüm, teknik ekip, cast, yönetmen, dekor… hepsinin birbirini tamamladığını söylüyorlar. Kostümler Doğu illerinde bir aylık bir süre içinde yapılan çalışmalar sonucunda, 15.000 metre kumaş harcanarak yapılmış. Oyuncuların pek çoğu devlet tiyatrolarında görevli sanatçılar. Tek Türkiye'nin hikayesi, yaşanmış olayları, gerçekleri yansıtıyor. Öyle ki çekilen bir sahnenin aynen gerçekleştiğini, bir iki hafta sonra gazetede okuyunca şaşırıp kalıyorlar. Belki de çok izlenmesinin sırrı bu; içten, hayatın taa içinden olması.


Reytingde zirveyi zorlayan Tek Türkiye dizisinin setine, Türkiye'nin dört bir yanından akın akın ziyaretçi yağıyor. Oyuncularla bir kare fotoğraf alabilmek için izdiham oluşturan hayranlar, en küçük rolde oynayan karakterlere bile yoğun sevgi gösteriyor. Milletin hassas noktasına dokunan 'kötü karakterli' oyuncular arasında kafasına elma, suratına tokat yiyen var


Dila Hemşire / Müjgan Gönül


Şöhrete alışamadım


İzleyicinin Dila Hemşire'yi evlerinin kızı gibi gördüklerini anlatan Müjgan Gönül, dizinin “Gençler nasıl kandırılıyor? Nasıl ellerine silah alıyorlar?” sorularını cevapladığı için çok izlendiğini söylüyor. Dila'nın örgüt tarafından kaçırılması sahnesinde 3 kere pisliğe bulanıp, 3 kere temizlenen Gönül, Dila adına aksiyonu sevdiğini söyleyerek aksiyon sahnelerine de göz kırpıyor. Gönül için günlük hayatında tanınan bir sima olmak ilginç bir durum olmuş. Alışmaya çalışıyor.


Şivan / Süleyman Karadağ


Sevilen kötü adam


Dizinin kötü adamı Şivan'ı canlandıran Süleyman Karadağ çok seviliyor. Karadağ Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde dizinin yayına girdiği saatlerde sokakların boşaldığını söylüyor. “Diziden teklif geldiğinde ilk etapta çekindim, anlaşmamız uzun sürdü. Çünkü sıcak bir gündem, 12 şehit vardı. Ama ülkeme hizmet için kabul ettim” diyor.


Dr. Tarık / Ozan Çobanoğlu


Tek Türkiye farklı bir resim veriyor


Dizinin başrollerinden biri olan Dr. Tarık'ı canlandıran Ozan Çobanoğlu, Konya Devlet Tiyatrosu sanatçısı. Rolüne hazırlanırken bir ay boyunca Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu gezmiş. Sağlık ocaklarındaki doktorlarla görüşmüş. Özel bir hastanede ameliyatlara katılmış. Çobanoğlu, dizi senaryosunu okuduğunda bu hikayenin kalburüstü olduğunu anlamış ve dizinin bu kadar tutacağını tahmin etmiş. Çobanoğlu, başlarda olmayan reyting kaygısının kendisi için artık var olduğunu ifade ediyor. Günde en az bir film izleyerek kendini geliştiren Çobanoğlu, dizinin sık sık karşılaştırıldığı Kurtlar Vadisi'ni seyretme imkanı olmadığını ancak daha büyük bir prodüksiyon olarak gözüktüğünü anlatıyor. Çobanoğlu'ya göre aralarındaki en büyük fark, Tek Türkiye'nin insanlara daha önce bilmedikleri ve görmedikleri farklı bir resim vermesi, farklı bir dünyaya götürmesi


Berfin / Özgül Sağdıç


Beni gören teyzeler ağlamaya başlıyordu


“Üşürken üşümeyi oynamıyoruz. Gerçekten üşüyoruz. Bu da dizinin gerçekçi ve doğal olmasını sağlıyor.” diyen Özgül Sağdıç, dizide başına gelmeyenin kalmadığı Berfin karakterini oynuyor. Berfin'in kandırılarak örgüte katıldığını herkesin bildiğini söyleyen Sağdıç, seyirci tepkisini “Beni görünce ağlayan teyzeler vardı.” diye anlatıyor. Sağdıç; “Biz çekim yaparken akşam otele gidiyorduk ama yine de çok zorlandım. Bir insan nasıl o şartlarda yaşamayı seçer, anlamak mümkün değil.”, diyor.


Salih Asan / Yapımcı


Tek Türkiye Sivasspor gibi


Dizinin yapımcısı Salih Asan, kendilerini Sivasspor ile özdeşleştiriyor. “Sivasspor Süperlig'de 1. sırada. Biz de Samanyolu olarak Süperlig'deyiz ama Anadolu takımı olduğumuz için bizi görmek, bahsetmek istemiyorlar.” diyor. Reyting kaygılarının olmadığını, tek kaygılarının “kardeşliği tesis etmek” olduğunu söylüyor Asan; “Dağa çıkma düşüncesi içinde olan bir genci vazgeçirebiliyorsak, bir genci dağdan indirebiliyorsak gerçek reytinge ulaşmışız demektir.” Tek Türkiye'de polisin ve askerin olmadığı eleştirilerini, dizinin geçtiği bölgenin zaten asker ve polisin ulaşamadığı, yolun, telefonun bulunmadığı bir coğrafya olduğunu söyleyerek cevaplıyor Asan. Dizideki şiddetin dozuyla ilgili de “Şiddeti fazla bulanlar, gecenin ikinci yarısında silah sesiyle yatağından fırlayan insanlar mı? Yoksa bizim gibi Batı'da yaşayanlar mı? Şiddet haberlerde olduğu kadar var.” diyor. Bütçelerinin mütevazi olduğunu da kabul etmeyen Asan, “Böyle bir işin mütevazi bir bütçeyle yapılması mümkün değil.” diyor.Asan, “Bunu söyleyen arkadaşlara bu teknik imkanları ve 70 bin lira vereceğim. Yapabiliyorlarsa gelsin çeksinler bu diziyi.” diyor. Dizide özel olarak gerçeğine çok yakın silahlar yaptırılmış. Dizinin son günlerde gerçek silah kullandıkları ile ilgili haberlere de “Usülsüz bir şey yok ortada. Mevzuat çerçevesinde devletin yetkili kurumlarına başvuruyorsunuz. Uygun görürlerse yardımcı oluyorlar.", diyor.


Örgüt doktoru Selma / Tuğçe Doraz


Senaryo gerçekçi


“Selma her şeyden önce doktor. Örgütün yaptığı eylemlere içten içe üzülüyor.” diyen Tuğçe Doraz, ilerleyen bölümlerde Dr. Selma'nın yanlışını anlayıp dağdan inişini izleyeceğimizi anlatıyor. Doraz, “Senaryo bana gerçekçi geliyor çünkü gerçek hayatta da cahillikten örgüte katılanlar var. Eğitimli ama beyni yıkanan insanlar var. Yoksulluktan dağa çıkıyor ama insaniyet öne çıkıyor, oradaki koşulları görüp yeniden geri dönenler var.” diyor.


Ayten / Gamze Karababa


Silahtan korkarım


Çok duygusal bir insan olduğunu söyleyen ve silahtan korkan Gamze Karababa, dizide terör örgütü mensubu Ayten'i oynuyor. Karababa, ilk başta şiddet içeren sahnelerde karşısındaki kişinin canını acıtacağından korkmuş. İlkokulu basıp öğretmen ve öğrencileri öldürme sahnesini çektikten sonra ise çok ağlamış. “Bunun bir dizi olduğunu biliyorsunuz ama normal hayatta da böyle şeyler olduğunu bilmek insanı acıtıyor.” diyor. Ayten'in öldürdüklerine tükürmesi ve pis pis sırıtması onu daha çok nefret edilen bir karakter yapmış. “İlk başta çok tepki alıyorum ama benimle konuşup, gördükten sonra sarılıp, 'Hakkını helal et' diyenler var. Bir gün Ankara'da bir oyuna gittim. Birden bir teyze bir tokat patlattı. 'İnsanları nasıl öldürüyorsun, kıyıyorsun.' diye.”


Çetin / Ergün Kuyucu


İnşallah benim gibisi yoktur!


Turizmcilik ve doğal taş ihracatı yapan Ergün Kuyucu oyunculuğa Gönül Salıncağı dizisinde bir arkadaşının ricası üzerine başlamış. Kollama dizisindeki rolü ise tutulmuş, yani seyirci baya nefret etmiş kötü adam karakterinde. Tek Türkiye'de canlandırdığı karakterin sertliğinden olsa gerek, onu görünce ürken, çekinenler oluyormuş. Askerin içindeki yoldan çıkanları canlandıran Kuyucu, “ Oynadığım karakter asker kökenli ve asker vuruyor. Zehirlenmiş insanlar vardır elbet. Ama ne kadar olursa olsun Türk ordusundan bir subayın asker vurabileceğine inanmıyorum. Umarım yoktur.”diyor.


Botan / Kadim Yaşar


Terörist sadece dağda değil


Setin neşe kaynağı olan Kadim Yaşar, Botan karakteri ile bir terör örgütü mensubunu canlandırıyor. Teröristlerin dünyanın her yerinde olduğunu söyleyen Yaşar, “Dağdaki de beyaz yakalı da aynı işi görüyor.” diyor. Türkiye'de sanatın çok zor olduğunu anlatan Yaşar, “Ancak bu işi yaparken varolabildiğimi düşündüğüm için çok üzerine gidiyorum. Ben bu rolde insanların yapmaması gerekenleri gösteriyorum.” Diye anlatıyor hislerini.


Sabo Ağa / Çetin Azer


İyi, kötü, çirkin...


Dizideki karakterleri iyi, kötü ve çirkin olarak nitelendiren Çetin Azer canlandırdığı Sabo Ağa'nın çirkinlerden olduğunu, çünkü kandırılmış insanlar üzerinde rant elde etmeye çalıştığını söylüyor. Azer, “İyi insanların değerini ortaya çıkaran, kötü karakterlerdir. Ne kadar antipatik olur, ne kadar kötü olursam, iyilerin değerini daha iyi anlatabilirim. İnşallah rahmetli Erol Taş'ın eriştiği mutluluklara ben de erişirim.” diyor.


Yönetmen Naci Çelik Berksoy


Hareketi seviyorum


Dizinin başarısını değerlendirirken “İç yapımlar her zaman daha başarılı olur çünkü kar amacı gütmez.” diyen Naci Çelik Berksoy, diğer dizilerdeki önemli oyuncuların aldığı kadar bir bütçeleri olduğunun altını çiziyor. “Önemli olan projenin sağlamlığı, senaryonun dengeli olması. Dekor olarak kullandığımız doğa çok iyi, kostüm iyi, renkli ve otantik, cast iyi, oyuncular iyi, teknik ekip iyi. Bir dizi yapıyoruz, bir masal, hikaye anlatıyoruz ve çok önemli konulara değiniyoruz.” diyor. Dizide diğerlerinden farklı olarak olayların çok hızlı ilerlediğini anlatan Berksoy, “Belki de başarı burada yatıyor.”, diyor. Çekimlerde iyi resim almaya çalıştığını söyleyen Berksoy, “Hareketli oyun almaya çalışıyorum. Hem kamera, hem oyuncu hareketli olmalı. Sofra sahnesi varsa mutsuz olurum ben.” diyor.

24 Temmuz 2008 Perşembe

Doktor Tarik Ozan Cobanoglu Tek Turkiye Roportaji

Son derece mütavazi ve güler yüzle karşıladı bizi Ozan bey. Önce biraz tanışma sohbeti ve arkasından ropörtajımıza başladık mütevaziliğine beyefendi kişiliğini de ekleyince biz çok etkilendik ve çok da mutlu olduk. Ropörtajın ilerleyen kısımlarında doktor Tarık karakteri için idealist biri diyordu ve idealistliğine dem vuruyordu. Ama bana kalırsa idealist olan Tarık değil asıl idealist olan Ozan beydi kendi bu kadar çok idealist olunca Tarık karakteri de televizyon ekranında bizlere idealist biri olarak görünüyordu.


Resim




Ozan bey her şeyden bizi kırmadığınız için teşekkür ederim..İlk olarak kendinizden bahsetseniz Ozan Çobanoğlunu biraz tanısak


Ozan Çobanoğlu : ; Tabiî ki 28 yaşındayım Karslıyım Ankara da büyüdüm Hacettepe üniversitesi Devlet konservatuarı tiyatro bölümünü bitirdim 2004 yılı mezunuyum. Daha sonra devlet tiyatrolarına girdim açtığı sınavı kazandım ve 3 yıldır da Konya devlet tiyatrosunda kadrolu olarak görev yapmaktayım. Evliyim 3 aylık bir bebeğim var..


Allah bağışlasın

Teşekkür ederim.

Tiyatro nereden çıktı bu mesleği sevmenize ne sebep oldu ?

Tiyatroya başlayalı 10 yıl oldu liseyi bitirdikten sonra başladım. Önce birkaç çocuk oyununda oynadım daha sonra bir büyük oyununda küçük bir rol aldım. Tiyatrocu ağabeylerim bu işe çok yetenekli olduğumu söylediler. Daha sonra konservatuara girdim sınavı kazandım sonra bu yolculuk böyle devam etti.

Samanyolu televizyonunda yayınlanan yağmurdan sonra isimli dizide Güven amir rolunde oynadınız. Peki daha öncede dizi yada sinema çalışmalarınız var mıydı ?

Evet yağmurdan sonra dizisinde Güven amir rolünde oynadım beşinci boyutta 2 bölümde oynadım bir bölümde büyük buluşmada oynadım ondan önce TRT de bir kaç dizide oynamıştım 3 bölümlük bir belgeselde oynadım. Kısa filmlerde oynadım birkaç tane kısa filmim var .. bir kac oynadığım yerde var ama şu anda aklıma gelmedi.

Tek Türkiye dizisini nasıl buluyorsunuz ne mesaj vermek istiyor ?

Tek Türkiye’nin mesajı aslında sevgi üstüne kurulu. İnsanların birbirini sevmesi birbirlerine saygı göstermesi nerede yaşarsa yaşasın nerede oturursa otursun insanların eşit haklara sahip olduğunu gösteren bir dizi Tek Türkiye.. Herkesin bir öğretmene herkesin bir doktora ihtiyacı olduğunu ve neresi olursa olsun her tarafın bizim vatanımızın olduğunu ve herkesin bu eşit haklara sahip olması gerektiğini gösteriyor.

Peki bu kadar büyük bir başarı bekliyormuydunuz özellikle reytinglerin bu kadar üst sıralara çıkmasını bu kadar ilgi görmesini ?

Çok sevindirici bir durum aslında ama açıkcası biz hesaplı gittik esasında biz bekliyorduk bunu çünkü kadromuz oyuncularımız hepsi özenle seçildi kast birebir özenle seçildi şimdi baktıgınız zaman bütün kadroya bence bütün roller bütün karakterler oyunculara yakışıyor. Oyuncu kadromuz çok iyi yönetmenimiz çok başarılı vizyonu çok geniş görüntü yönetmeni teknik ekibimiz hepsi çok başarılı. Senaryomuzun çok başarılı olduğunu düşünüyorum aslında senaryomuz tek bir şeyi anlatmıyor bir çok şeyi bir arada anlatıyor Bir çok kişinin hikayesi var. Diğer dizilere baktıgınız zaman bir yada iki hikayesi vardır ama bizim dizimizde 7-8 kişinin hikayesini görebilirsiniz ve bu hikaye öyle bir süslüyor ki seyirci bunu gördüğü zaman hikayeyi seyrettiğinde kopamıyor


Birde bu başarının arkasında tiyatro kökenli oyuncuların etkisi varmı ?

Mutlaka tiyatro kökenli oyuncuların olması büyük bir etken ama tiyatro kökenli olmayıp da çok başarılı oyuncularımızda var.



Elbette neticede bu bir yetenek işi



Tabiî ki …yalnız birde şu var gerçekten çok iyi oyuncular seçilmiş tiyatrocu olan oyuncularımızda çok iyi tiyatrocu olmayan oyuncularımız da çok iyi ben bu bakımdan kastı kutluyorum


Resim



Peki Tek Türkiye dizisine başlangıç serüveni nasıl oldu ?


Yağmurdan sonra dizisi için aradılar beni gittim ve yağmurdan sonra dizisinde Güven amir rolunu oynadım. Güven amir rolunu biraz kalbur üstü oynadığımı söylediler. Hoşlarına gitmiş beğenmişler. Güven amir rolu begenildikten sonra böyle bir projeleri için beni düşündüler. Daha sonra Konya ya gelmeleri tamamen bir tesadüf oldu. Bu projenin konyaya gelmesi benimde Konya da yaşamam gerçekten çok güzel oldu.


Peki aldığınız tepkiler nasıl ?

Çok Çok güzel artık Konya da rahat rahat yürüyemez oldum girdiğim her mağazada her dükkan da tanınıyorum .. Hiç tanımadığım insanlar Ankaradan İstanbul dan telefonla beni arıyorlar çok başarılı olduğumu söylüyorlar kutluyorlar bende çok mutlu oluyorum gerçekten..


Başarınızı hak ediyorsunuz..


Teşekkür ederim…


Kendinizi televizyonda izlerken nasıl değerlendiriyorsunuz kendinizi eleştiriyormusunuz

Tabiî ki izlemeye çalışıyorum karakteri taşıyıp taşıyamadığımı görmek istiyorum bir noktaya getirebilmiş miyim.. 1.inci bölümden 7.inci bölüme kadar tekrar seyrettim ve 1 ile 7inci bölüm arasındaki farkı görmek istedim 7.inci bölüme kadar bir noktaya getirebilmişmiyim bunu görmek istedim.. güzel bir iş açıkcası güzel bir şey kendimi izlerken zaman zaman beğeniyorum zaman zaman da eleştirdiğim noktalar oluyor daha iyisi mutlaka olur diyorum benim amacım her zaman daha iyisini yapmak


Şu anda bu kadar cok dizi var televizyonlarda bunların tiyatroya bir sakıncası oluyormu ?



Şimdi şöyle bir şey var aslında bunun bir artısı var şöyle ki artık benim için tiyatroya gelen seyirciler var Konya da ..beni görmek için tiyatroya geliyorlar bu beni çok mutlu ediyor. Ama şöyle bir etkisi de var insanlar bu kadar çok dizi olunca evlerinde oturup dizi izlemek istiyorlar. Buda tiyatroyu unutturuyor.Yemek yedikten sonra oturup dizi seyrediyorlar . eskiden bu kadar çok dizi yokken belki de hadi tiyatroya gidelim diyordu insanlar ama diziler çoğaldıktan sonra tiyatroyu bu noktada etkilediğini düşünüyorum.


Aslında tiyatro kültürü bizim toplumumuzda fazlada bir yer edinemedi ?


Evet fazlada yer edinemedi çünkü avangart bir sanat sessizce oturup konuşmadan telefonla konuşmadan bir şeyler yemeden izlenmesi gerekiyor tabi buda evin rahatlığını vermiyor tiyatroda… ikisini kıyasladığınız zaman insanlar rahatı seçiyor ve evlerinde kalıyorlar. Ama şunu unutmamak gerekiyor Tiyatro sanattan öte bir eğitim kurumu insanları eğitmek bilinçlendirmek için yapılan bir sanat ve bunu göz ardı etmemek gerekiyor.


Resim


Doktor Tarık karakterine gelirsek Tarık nasıl biri neler söylemek istersiniz onun hakkında ?


Tarık nadide bir insan diyebiliriz.. baktığınız zaman çok idealist başarılı bir cerrah istediği her hastanede kendisine bir yer edinebilir ve çok zeki biri.. tesadüfen bir köye geliyor ve gitmiyor çünkü çok inatcı çünkü bir şeyleri değiştirmek istiyor. Hedefi o. Bozuk olan bir şeyleri değiştirmek istiyor düzeltmek istiyor tek emeli o nerede bir hata nerede bir bozukluk varsa Tarık nedense ona gidiyor ve onu düzeltmek istiyor aslında bu bir örnek teşkil etmeli belki Tarık abartılı gelebilir insanlara bunu anlayabilirim ama en azından Tarığın yaptıklarının yarısını yapmak gerekiyor en azından yerde gördüğünüz bir çöpü alıp çöpe atmak gerekiyor haksız bir durum gördüğümüz zaman onu dile getirmek gerekiyor mücadele etmek gerekiyor kendi işinde iyi olmak gerekiyor . Tarıgın amacı bu… ben eminim Tarık doktor değilde başka bir meslekte olsa yine aynı şeyi yapacaktı polis olsa yine aynı şeyi yapacaktı avukat olsa yine aynı şeyi yapacaktı doktorlukla sınırlandırmıyorum ben tarıgı doktorluk bir meslegi onu tarıgın asıl inancı bir şeyleri değiştirmek çok idealist biri .


Tarık karakterinin verdiği mesaj nedir ? insanlara mutlaka bir mesaj vermek istiyordur da Televizyonda tarıgı izlerken ne mesaj almalıyız bu ne olabilir mesela fedakarlık mı vefakarlık mı ?

Anlıyorum demek istediğinizi bana kalırsa Tarık idealist olmayı veriyor idealist olun kimseye boyun eğmeyin hiçbir zaman bildiklerinizden geri durmayın ve hep insanlık için calışın zaten tarıgın verdiği mesaj da var bu insanlar ve insanların iyiliği için calışmak tek amacımız bu olsun bu hep var zaten insanlık için calışmak her bölümde de var bu Tarık önce başkası için çalışıyor kendi hayatını bile düşünmüyor önce yanındakinin hayatını düşünüyor sonra kendisine dönüyor


Tarık rolunu oynamaya başlamadan önce hastanelere gidip doktorluk hakkında bilgi aldıgınızı öğrendik neden buna ihtiyac duydunuz ?

Şimdi dünya da bu böyle dünyadaki büyük oyuncular bir role hazırlanmadan önce bir süreç geçiriyorlar. Yinede ben bunu içime sindirerek yapmadım çünkü baktığınız zaman 6-7 ay bu role çalışıp ta çıkıp oynayan insanlar var ben yine de 2 aylık bir süreye sığdırabildim. Güney doğuya gittim güneydoğuda doktorlarla görüştüm oradaki sağlık ocaklarında bulundum doktorların insanlarla nasıl muhatap olduğunu gördüm güney doğunun havasını soludum insanlarla görüştüm gittim onların evlerinde kaldım onlardan biri gibi olmaya çalıştım aynı Tarık gibi nasıl onlardan biri gibi olmaya çalışıyorsa bende o süreci yaşamaya çalıştım daha sonra büyük hastanelerde dolaştım onlardan izin aldık ameliyatlara girdim neşter tutmaya ne bilim doktor hastanın başında nasıl duruyor o fotoğrafı bile hafızama kazımaya çalıştım. Çünkü bana bakılırken eğri bir şey durmasın yani ben miş gibi durmayı sevmiyorum yani doktormuş gibi durmayı sevmiyorum doktor olmayı seviyorum rol yapmayı değil olmayı seviyorum bu yüzden içinde bulunmak istedim


Çok güzel bir şey gerçekten takdir edilecek bir olay


Teşekkür ederim



Dünya sinemasından bahsettiniz kendinize örnek aldığınız beğendiğiniz dünya sinemasından oyuncular var mı ?

Var çok var mesela ben Marlon Brando yu cok örnek alırım ondan sonra Robert de Niro ve Al Pacino yu örnek alıyorum mesela Sean Penn çok beğeniyorum


İnşallah sizde ileride Türkiyenin bir Al Pacino su olursunuz..

İnşallah… ben yani onların doğallığını onların azmini örnek alıyorum bizden de çok daha iyi oyuncular var Türkiye den de çıkar mesela Şener Şeni çok beğeniyorum Haluk Bilgineri cok beğeniyorum Uğur Yüceli çok beğeniyorum Türkiye de de onların ayarında oyuncular var ama bizim reklama ve sektöre ihtiyacımız var bunlar olmadığı için dünya da bilinmiyoruz


Dünya sinemasına nazaran bizim sinemamız neden bu kadar geride ? bunun sebebi maddi boyutlardan dolayı mı ?

Kesinlikle sektörün olmayışı bizde de cok iyi oyuncular var cok iyi yönetmenler var ama bizde sinema sektörümüz yok sanayileşmemiz yok sinemamızda üretimimiz yok şimdi yılda 10 filmin üretildiği bir yerde sektörden bahsedilemez kotamız en az 70-80 film üretilecek şekilde olmalı ki sektörden bahsedilsin çeşitlilik olsun ve ticari filmlerin yanında gerçekten dünyayı sarsacak filmlerimiz olsun ha yapılmıyor mu yapılıyor ama çok az olduğu için sektörümüz yok o yüzden gerideyiz yoksa hiçbir eksiğimizin olmadığını düşünüyorum


Sitemizi görmüşsünüzdür. Sitemiz hakkındaki düşünceleriniz nelerdir beğeniyormusunuz ?


Evet gördüm oldukça da beğeniyorum açıkcası ben bunu önce kanalın yaptığını düşünüyordum çünkü şöyle bir şey profesyonel bir site ve binlerce üyesi var ve ciddi ciddi yorum yapıyorlar ve çok da ciddiye aldığım yorumlar var açıkcası…. tabi ben eleştirileri daha çok ciddiye alırım iyisi de olur kötüsü de hiç önemli değil eleştirileri çok beğeniyorum önce ben kanalın böyle bir şey yaptığını sandım ancak daha sonra gönüllü insanların yaptığını duyunca oldukça şaşırdım açıkcası çok da başarılı buluyorum


Bize vermek istediğiniz bir mesaj var mı ?


Yolunuza devam edin bence her şey gayet güzel gidiyor bölüm fotoğrafları daha çok konulabilir yada oyuncularla böyle daha cok ropörtaj yapılabilir

Son olarak bir mesaj vermek gerekirse şunu söyleyebilirim Tarıgın da mesajı bu benimde kişisel olarak mesajım bu

Hayatta en azından tek bir şeyi değiştirin… bir insan neyi değiştiriyor bilmiyorum ama yaşadığı bir sokakta en azından 3 kişilik bir aileye yardım edebilir yada en azından bir çocuğun okuması sağlamaya çalışsın eğer bunu yapamıyorsa ne bilim biriktirdiği harçlığında dahi olsa bir arkadaşına yardım etsin yani en azından bir kişiye yardım etsin tüm hayatında



Teşekkür ederim çok sağolun



Rica ederim ben teşekkür ederim.

Kaynak:

Ozan Çobanoğlu (Tek Türkiye- Tarık) İle Ropörtaj

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Tek Turkiye Oyuncular Dila Mujgan Gonul Roportaji

Kapıyı çalıp içeri girdiğimizde son derece sıcak ve güleryüzle karşıladı bizi Müjgan hanım.. Oturup konuşmaya başladığımızda ise satır aralarında gecen bir cümle beni bir anda şoka uğratmıştı. “oyunculuğu bırakmıştım” dedi, Müjgan hanım. Çok şaşırdım. Nasıl oluyordu da bu kadar yetenekli ve bu kadar başarılı biri... Oyunculuğu bırakıyor diye merak ederken, sebebi de geldi arkasından. Sonra düşünmeye başladım Ülkemizde her meslekte yetenekli başarılı kişilere çok ihtiyacımız varken bu insanları ne kadar da kolay küstürüyoruz. Başka ülkelerde olsa bu yetenekler el üstünde tutulurdu. Bizde ise maalesef bazı kurumların maddiyat düşüncesi yüzünden ne kadar kolay harcanıyor yetenekli kişiler…



Gerçeklere bu kadar iyi yüz tutmasa, herhalde Tek Türkiye bu kadar çok izlenmezdi.

Samanyolu Fan (SF): Sayın Müjgan Hanım, öncelikli olarak bize kendinizi tanıtabilitmisiniz ? Nasıl başladınız tiyatroya ve televizyon dünyasına girişiniz nasıl oldu?

Müjgan Gönül : Tiyatroya lise yıllarında başladım, o dönem lisenin tiyatro kulubundeydim. Okul müdürümüz okul müsamerelerindeki başarılarımı farketti ve bu alanda devam etmemi istediler benim Gösteri Sanatları Merkezi’ne kayıt yaptırmamı sağladı. Burda 2 yıl konservatuara hazırlık eğitimi aldım. Geçen yıl, konservatuara gireceğim zaman bir proje geldi Kanal D kanalından. Karakter güzel olduğu için, konservatuar eğitimimi biraz erteledim. Sonrasında da konservatuar okumaktan vazgeçtim.

SF: Şuan bıraktınız mı ?

Müjgan Gönül : İki yıl Gösteri Sanatları Merkezinde oyunculuk eğitimi aldım. Oyunculuk için değil başka bir alanda eğitim almayı düşünüyorum.

SF : Daha önce Samanyolu TV’ de yada başka bir kanalın projlerinde yer aldınız mı?

Müjgan Gönül : Hayır. İlk kez Samanyolu Tv’de bir projede yer alacağım. Geçen yıl Kanal D’ye bir dizi yaptık. Ancak yapımdan kaynaklanan nedenlerden dolayı çok uzun süre çalışmamıza rağmen yayınlanmadı. Kısmet olmadı Bunun neticesinde sözleşmemi fesh ettirerek ayrıldım.

SF : Şuan reytinleri alt-üst eden Tek Türkiye dizisinde oynuyorsunuz? Nasıl buluyorsunuz bu yapımı?

Müjgan Gönül : Çok mutluyum ve bu projede oynadığım içinde çok gurur duyuyorum. İyi proje her yerde izleniyor. Çok güzel mesajlar veriyoruz insanlara.

SF :İsterseniz birazda Dila karakteri üzerine konuşalım. Dila karakterini çok başarıyla oynuyorsunuz. kesinlikle hakkını vererek oynadığınızı düşünüyoruz Dila nasıl bir karakter?

Müjgan Gönül : Çok iyi niyetli saf bir kız ve çok saf bir şekilde de Tarık’a ilgisi var. Köyde okumuş nadir gençlerden biri ve köyün imamı Halo İbrahim’in torunu. Tarık’a karşı platonik bir aşk beslemekte. Oldukça da fedakar bir kız. İlerleyen bölümlerden birinde Tarık köyü terk etmeye karar verdiğinde “Hani Zeynebi seviyorsun. Bari Zeynep için kal” diyecek kadar fedakar biri. İlerleyen bölümlerin birinde gitmeye karar veren Tarık’ı ikna etmek için söylüyor bunları.

SF : Sizce, Dila karakterinin izleyiciye verdiği mesaj nedir ?

Müjgan Gönül : Elbette benim verdiğim mesaj yani benim düşüncem verdiği mesaj eğitimini şehirde almasına rağmen şehirde kalmamış ve köyü için kendini feda etmiş biri. Bence ülkemizin böyle gençlere de ihtiyacı var. Genç öğretmenlere, genç hemşirelere ve genç doktorlara gerçekten çok ihtiyacı var. Dila karakterinin verdiği mesajın bu olduğunu düşünüyorum. Aşkı çok güzel yaşıyor tertemiz saf Günümüzde oldukça dejenere olmuş aşkı oldukça saf bir şekilde yaşıyor. Tarık’ı çok tertemiz duygularla seviyor. Karşısındaki insanı da yaşıklı, eli yüzü düzgün olduğu için değil, fedakarlığından dolayı kalbinin güzelliğinden dolayı seviyor. Bence bu cok güzel

SF: Ekranda kendinizi izlerken..neler düşünüyorsunuz ?.

Müjgan Gönül : Doğruyu söylemek gerekirse, ben ekranda kendimi kesinlikle beğenmiyorum. Bazen bundan dolayıda diziyi izleyememiyorum. Çünkü beğenmiyorum kendimi...

SF : Dila, dizide sürekli ağlıyor. Hep böyle gözleri yaşlı mı kalacak?

Müjgan Gönül : Rolu oynarken oldukça zorlanıyorum. Oldukça içli bir kız.

SF Sitemizdeki mesajlarda ağlaması bile ayrı güzel diyorlar bu karakter gerçekten çok sevildi..

Müjgan Gönül : Sağolsunlar gerçekten çok teşekkür ederim..

SF: Tek Türkiye formatı itibariyle gündeme ve gerçeklere ışık tutabiliyor mu?

Müjgan Gönül : Tek Türkiye dizisinin kesınlikle gündeme ışık tuttuğunu düşünüyorum ve bu projede oynadığım içinde gurur duyuyorum. Her bölümü çekerken birilerinin tepkilerini alacağız diye de tedirgin olmuyor değiliz. Reytinglerin her geçen gün arttığını görünce de dahada mutlu oluyoruz. Gerçeklere bu kadar iyi tutmasa, herhalde Tek Türkiye bu kadar çok izlenmezdi. Çünkü bu sıralar oldukça çok fazla diziler var. Köy, ağa, kan davası, töre vb. gibi... Dizimiz birazcık terörede mesaj gönderdiği için diğer dizilerden ayrılıyor.

SF : Gördüğümüz kadarıyla çekim şartları oldukça zor. Peki alışabildiniz mi ortama?

Müjgan Gönül : Çok zor... Çok Zor... Oldukça zorlanıyorum. Konya’ya İstanbul’dan gelip gittiğim için. İstanbul’la Konya’nın iklim şartları farklı olduğu için, korkuyorum hasta olmaktan.

SF : Çekimler için İstanbuldan mı gelip gidiyorsunuz ?

Müjgan Gönül : Evet İstanbuldan gelip gidiyorum



SF : Çekimler ne kadar sürüyor ?

Müjgan Gönül : İlk bölüm oldukça uzun sürdü. Zannedersem 25 gün falan Ancak 19 gün sürüdüğünüde söyleyenler var. Şimdilerde 6 gün sürüyor. Bir günde repo yapıyoruz Bazen rolüm gereği 3-4 günde çekimim olabiliyor. Ekibin çalışması 6 gün sürüyor.

SF: Dizi dışında ekstra çalışmalarınz var mı? Tiyatro gibi.

Müjgan Gönül : Şu anda yok Çekimler uzun sürdüğü için, dizi dışında bir çalışma olanağım olmuyor.

SF : Dila Hemşire karakterine tepkiler nasıl ?

Müjgan Gönül : Güzel tepkiler alıyorum. Konya’da yürürken “Aaaa Dila Hemşire” tepkileri ile karışılaşıyorum. İnşaallah Allah, devamını getirir ve muvaffak eder.

SF : Samanyolu Tv’nin bu gibi kaliteli yapımları hakkında neler düşünüyorsunuz?

Müjgan Gönül : Ben çok seviyorum Çok kaliteli yapımlar. Ben aslında daha önceki projeden dolayı kırgınlığım vardı ve oyunculuğu bırakmıştım. Ama Bu rolü Samanyolu TV teklif ettiği için kabul ettim. İnşallah bu kalitede devam eder ve mesaj alması gerekenler de mesajını alırlar.

SF : Tek Türkiye dizisinin 4. olmasını, yani yüksek oranda izlenmesini bekliyormuydunuz ?

Müjgan Gönül : Bu kadarını gerçekten beklemiyordum. Çok mutlu oldum Ama şimdi dördüncülüğü gördük. İnşaallah daha da yükselir. Şimdi hedefi yükseltmek gerekiyor. Niye üçüncülük, ikincilik hatta biricilik olmasın ki. Bence mümkün. Çünkü gerçekten kalitemizin diğer dizilerden hiçbir eksiği yok, hatta fazlası var. Çok güzel mekanlara sahibiz. Çokta başarılı bir yönetmenimiz var. Hakeza görüntü yönetmenimizde öyle. Ekip muntazam, çok güzel.

SF: İnternetle aranız iyi mi?

Müjgan Gönül : Evet. İstanbulda iyi idi. Fakat burada evimde internet yok. Ancak işte hafta sonları Wireless olan yerlerden bağlanabiliyorum internete.

SF : Bu bağlamda sitemiz SAMANYOLU FANLARI’niı incelediniz mi diye sorsak ?

Müjgan Gönül : Birkaç kez girip inceleme fırsatı buldum. İlk ziyaretimde pek anlayamamıştım. Sonraki ziyaretlerde sitenin oldukça geniş kapsamlı olduğunu farkettim. Gayet güzel bir site. Yalnız,. Hazırlanan ankette Dila Hemşire, Kezban ve Berfin yokmuş. Anketi siz mi hazırlamıştınız?

SF : Anket hazırlanırken teknik bir hata olmuş. Sadece 5 maddelik hazırlanmış. Sonrasında teknik ekibimiz bunu 10 maddelik anket olarak düzeltmişler.

Müjgan Gönül : İzleyicilerden tepkıler gelmiş. Dila yok!, Berfin yok!, Kezban yok!, diye...

SF : Oluşan bu teknik hatadan dolayı öncelikle sizlerden özür diliyoruz. İstemeden yapılan bir hataydı ve hemen düzelttik.. Sorulara devam edecek olursak; şuan kanallarda 70-80 civarında dizi oynamakta. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Müjgan Gönül : Bunun bir tüketim olduğunu düşünüyorum. Elbette güzel bir sektör, insanlar burdan ekmek kazansınlar. Çok fazla emek harcanıyor, gece yarılarına kadar çalışılıyor ve az uyku uyunuyor. Bununla birlikte insanlar izlediklerinde bir mesaj alsınlar. Bir dursunlar, baksınlar hayata. Yoksa hep aynı şeylerin tekrarı yapılıyor ve bende uzun zamandır izlemiyorum televizyonu.

SF: Birbirinin tekrarları gibi duruyor.

Müjgan Gönül : Bir zaman sonra konu bitiyor ve biribirinin tekrarını yapmaya başlıyorlar... Normal yani...

SF : Son olarak, bizlere ve sizi izleyenlere mesajınız neler olurdu?

Müjgan Gönül : Bizi izlemeye devam etsinler. İnşallah İlerleyen bölümlerde oldukça fazla süprizimiz olacak ?

SF : Bir ikisini açıklasanız ?

Müjgan Gönül : Yok, yok açıklayamam. Bizi izlemeye devam etsinler...

SF : Teşekkür ediyor ve başarılar diliyoruz.

Müjgan Gönül : Ben teşekkür ederim...


Kaynak: Samanyolu Fanlari