Tek Türkiye Dizisi

18 Mart 2009 Çarşamba

GÜNEYDOĞU TEK TÜRKİYEDE KENDİNİ BULDU




Güneydoğu bu dizide kendini buldu Teröristler tarafından kaçırılan doktor ve öğretmen, elleri kelepçeli, bir o yana bir bu yana savrulmaktaydı. Bazen bir dipçik darbesi, bazen bir tekmeyle yıkılıyorlardı yere. Kendilerini kaçıranlar ise durmadan bağırıyordu: 'Buraya okul açamazsınız...'
Dağa çıkartacak insan bulamamaktan korkuyorlardı besbelli. Samanyolu'nun çok izlenen dizilerinden 'Tek Türkiye'den bir sahne, bu anlattıklarımız. Dizi, batıdaki rahatını bırakıp, 'Orası da bizim vatanımız' diye yolu, suyu, elektriği olmayan bir köye giden genç bir doktorun yaşadıklarını anlatıyor. Hikâye o kadar gerçek ki; izleyiciyi alıp götürüyor kırsala. Mekânlar, zorlu arazi şartları gerçeğe çok yakın. Gerçeğe çok yakın diyoruz; zira çekimlerinin Konya'da yapıldığını Konyalılar bile bilmiyormuş. Kime sorduysak, 'Yok canım Konya'da böyle yerler yoktur.' diyor. Oysa merkeze bağlı Sille ve Tatköy'deki ahırlar kahvehane; mağaralar da terör örgütüne karargâh olmuş. Sete giderken kendinizi adeta Güneydoğu'da hissediyorsunuz.
Gerçeğe uygun olan sadece mekân değil; oyuncular da rollerini o kadar benimsemişler ki yönetmen Gürsel Ateş'in 'stop!' sesi bile durduramıyor onları çoğu zaman. Bazılarını ilk defa görüyor televizyon izleyicisi. Yönetmen de, tanınmış isimlerle çalışmayı pek sevmiyor zaten. Sebebini, "Yeni yüzler gerçeklik duygusunu daha iyi veriyor. Tanınmış bir yüz, bizim doktor, bizim öğretmen olmuyor. Proje o ismin projesi oluyor. Kimse projenin önünde olmamalı." diyerek açıklıyor. Doktor Tarık'ı Ozan Çobanoğlu, Öğretmen Zeynep'i Ezgi Sertel, Hemşire Dila'yı Müjgan Gönül ve Muhtar'ı Sabri Özmener oynuyor. Terör kampında eğitilen küçük çocuklar ise yakın köylerden seçilmiş. Giyimleri kuşamları ve davranışlarıyla yılların oyuncuları sanki... Kıyafetler içinse sanat yönetmeni 15 gün bölgede kalarak giyim kuşam konusunda gözlem yapmış.
Dizinin yapımcısı Salih Asan, kanala gelen telefon ve maillere dikkat çekiyor. Doğudan arayan insanlar, yıllardır komedi unsuru olarak kullanıldıklarından yakınıyorlarmış. İzleyiciler, çekilen dizi ve filmlerin kendi gerçeklerini yansıtmadığını ve bu anlamda 'Tek Türkiye'nin en gerçekçi yapım olduğunu söylüyor, teşekkür ediyorlarmış. Zaten dizi, bölge insanının unutulmadığının bir göstergesi aslında. İstanbul'da başarılı bir cerrah olan Tarık, bir meslektaşının daveti üzerine yola çıkar ve kendisini Güneydoğu'nun türlü sıkıntılar içinde yaşayan bir köyünde bulur. İmkânsızlıklar içindeki köyde bambaşka hayatlarla tanışacak ve başına gelmedik olay kalmayacaktır. İnsanların karşı karşıya getirilerek ülkenin parçalanmaya çalışıldığını söyleyen Ozan Çobanoğlu, bölgeyi yakından tanıyor. Konya Devlet Tiyatrosu'nda görevli olan oyuncu, Kars doğumlu. Yıllardır Doğu'ya gitmemek için çeşitli yöntemler kullanan bazı doktorların varlığını hatırlatıyoruz; "Orası da bizim vatanımız. Biz gitmeyeceğiz de kim gidecek? Oradaki çocukların da eğitime ve tedaviye ihtiyacı var." diyor.
Reytingi sürekli yükseliyor'Tek Türkiye', konusu kadar aldığı reytinglerle de adından söz ettiriyor. Yayınlandığı perşembe günleri ilk ona giren dizinin 8 Kasım'daki bölümü, 'Tüm Gün'de 5,3 reytingle dokuzuncu sırada yer aldı. Reytinglerin sette okunması ayrı bir heyecan oluşturuyor. Yönetmen Gürsel Ateş, "Zirveye doğru yol alıyoruz." derken oyuncular Ezgi Sertel ile Ozan Çobanoğlu, "İzleniyor olmak sorumluluğumuzu artırıyor." diyor. http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=613545

17 Mart 2009 Salı

En Sevgili'ye(SAV) Ferman (Mektup Yarışması)


Çok Değerli Arkadaşlar




Kutlu doğum ayına özel olarak Sitemiz arasında Kutlu doğum haftasını değerlendirmek için rekabeti olmayan tatlı bir yarışma serisi başlatmış bulunmaktayız




Yarışmalarımızdan ilki En Sevgiliye Ferman sloganıyla Efendimiz (sav) için yazılmış deneme- türünden mektup yarışmasıdır.




Yarışmamız 15 mart itibariyle başlayacak olup 15 nisan da sona erecektir sonuçları ise 20 nisanda acıklanacaktır..




Mektup yarışmasında ki eserlerinizin kendinize ait olması ve en az 500 kelimeden az olmaması kuralı vardır...




Bu anlamlı hafta için tüm üyelerimizin katılımını bekliyoruz...

En Sevgili'ye(SAV) İnciler ( Şiir Yarışması )


Çok Değerli Arkadaşlar




Kutlu doğum ayına özel olarak Sitemiz arasında Kutlu doğum haftasını değerlendirmek için rekabeti olmayan tatlı bir yarışma serisi başlatmış bulunmaktayız




Yarışmalarımızdan ikincisi En Sevgiliye İnciler sloganıyla Efendimiz (sav) için yazılmış şiir yarışmasıdır.




Yarışmamız 15 mart itibariyle başlayacak olup 15 nisan da sona erecektir sonuçları ise 20 nisanda acıklanacaktır..




Şiir yarışmasında ki eserlerinizin kendinize ait olması ve en az 3 kıta dan az olmaması kuralı vardır...




Bu anlamlı hafta için tüm üyelerimizin katılımını bekliyoruz...

En Sevgili'ye(SAV) Hasret (Multimedia Yarışması)


Çok Değerli Arkadaşlar




Kutlu doğum ayına özel olarak Sitemiz arasında Kutlu doğum haftasını değerlendirmek için rekabeti olmayan tatlı bir yarışma serisi başlatmış bulunmaktayız




Yarışmalarımızdan üçüncüsü En Sevgiliye İnciler sloganıyla Efendimiz (sav) için yazılmış Video yarışmasıdır.Yarışmamız 15 mart itibariyle başlayacak olup 15 nisan da sona erecektir sonuçları ise 20 nisanda acıklanacaktır..




Video yarışmasında ki eserlerinizin kendinize ait olması ve en az 3 dakikadan dan az olmaması kuralı vardır...


Ayrıca video yarışmasına katılacak olan arkadaslar diğer film yada dizilerden istedikleri gibi görüntü ses kayıdı alabilirler yada resimlerden kendileri bir video sunumhaline getirebilirler




Hani şiirlerde youtubede olsun yada diğer yerlerde olsun bolca görmüşsünüzdür bir fon müzigi altında ekranda gidip gelen resimler altında şiir videoları..




İşte bunlara benzer tamamne kendi hayal gücünüzde istediginiz resim görüntü yada ses kaydı alarak kendi hazırladığınız bir video yu burada kullanabilisiniz.




Bu anlamlı hafta için tüm üyelerimizin katılımını bekliyoruz...

En Sevgili'ye(sav) Sunum (Resim- İmza yarışması)

Çok Değerli Arkadaşlar


Kutlu doğum ayına özel olarak Sitemiz arasında Kutlu doğum haftasını değerlendirmek için rekabeti olmayan tatlı bir yarışma serisi başlatmış bulunmaktayız


Yarışmalarımızdan dördüncüsü En Sevgiliye İnciler sloganıyla Efendimiz (sav) için yazılmış Resim ve İmza yarışmasıdır.


Yarışmamız 15 mart itibariyle başlayacak olup 15 nisan da sona erecektir sonuçları ise 20 nisanda acıklanacaktır..


Resim İmza yarışmasında ki eserlerinizin kendinize ait olması kuralı vardır...


Resim yada imza için aranan nitelik örneğin Efendimizin (sav) bir hadisi şerifini güller yada cicekler içinde yada manidar anlamlı bir manazara resimi içinde hazırlanmış olan eserlerdir.


İmza hazırlama konusunda zaten cok yetenekli üyelerimiz var dizilerde oynayan neredeyse tüm oyuncular iiçn bol bol imzalar mevcuttur aynı mantalide Efendimizin bir hadisini de rahatlıkla hazırlayabilecek kapasitede insanlar olduğunu düşünüyoruz .

İmza boyutları : 480*60 olmalıdır.Yapılacak resim ise: Masaüstü resimlerin standartında 800*600 ya da 1024*768 boyutlarında olmalıdır.Çalışmalarınızı kutludogum@samanyolufanlari.com adresine gönderebilirsiniz.Önceden çalışma gönderipte değiştirmek isteyenler tekrar gönderebilir.

Bu anlamlı hafta için tüm üyelerimizin katılımını bekliyoruz...

AYRINTILI BİLGİ VE ESERİNİZİ EKLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Haydi Samanyolu Fanları En Sevgiliye!(100 milyon Salavat Kampanyası)






Kutlu Doğum ayının yaklaşması münasebeti ile Efendimiz (SAV) Salavat-ı Şerif Kampanyası düzenliyoruz.Kampanyamız 20 Nisan aksamına kadar devam edecek ve aksam namazına müteakip duası yapılacaktır.


"Allâh ve melekleri Peygamber'e çokça salât ederler. Ey mü'minler! Siz de O'na çokça salât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin." (el-Ahzâb, 56)


"Kim bana bir defa salât ü selâm getirirse, bu sebeple Allâh Teâlâ da ona on misli merhamet eder." (Müslim)


Peygamberimize (sav) salat ve selam getirmek:


1- Salavât, Ahzâb Sûresi 56. âyette belirtildiği üzere Cenâb-ı Hakk'ın buyruğuna itâattir.

2- Salavât, günahların affedilmesine vesîledir.3- Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e yakın olmanın en güzel ve en kolay yolu ona salavât getirmektir.

4- Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-, kendisine salât okuyana mukâbelede bulunur.

5- Her salât getirenin ismi, Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e arz edilir.

6- Salât ü selâm okuyan kimse, Allâh ve Rasûlü'nün muhabbetini diğer muhabbetlere tercih etmiş olduğu için, O'nun ahlâkıyla ahlaklanmada seviye alır, kötü ahlaktan kurtulur, fazîlete erer.

7- Rasûl-i Ekrem'in kendisine olan muhabbeti arttığı gibi, onun da Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e olan muhabbeti devam eder ve katlanarak artar.

8- Allâh Teâlâ'nın Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- ile bize ihsan ettiği lutuflar, sayıya gelmeyecek kadar fazla olmasına rağmen, salât ve selâm ile Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in üzerimizdeki hakkını çok az da olsa ödemeye çalışmış oluruz.

9- Allâh Teâlâ'nın rahmetinin üzerimize inmesine vesîledir.

10- Salavât unutulan sözün hatırlanmasına sebep olur.

11- Salavât duâların kabûlüne vesîledir.

12- Yine salavât kıyâmetin o zor gününde arşın gölgesinde gölgelenmeye vesîledir ki, hadîs-i şerif'te şöyle buyurulur:


"Kıyamet gününde üç kişi Allâh'ın arşının gölgesinde gölgelenir:

1- Üzüntülü kişinin sıkıntısını teselli eden kişi.

2- Benim sünnetimi ihyâ eden kimse.

3- Benim üzerime çok çok salavât getiren kimse

16 Mart 2009 Pazartesi

TEK TÜRKİYE SETİNDEN RÖPORTAJ:)


Yeni Şafak Pazar Konya'da çekilen Tek Türkiye setindeydi


Konya'da çekilen Tek Türkiye dizisi reyting rekorlarından sonra şimdi de ziyaretçi rekoru kırıyor. Isparta'dan, Ankara'dan, Mardin'den, Diyarbakır'dan, İstanbul'dan kısacası Türkiye'nin her yerinden otobüslerle Tek Türkiye setini ziyarete gelen hayran kitlesi, ellerinde cep telefonları, fotoğraf makinaları, dizinin oyuncularıyla aynı kareye girmek için adeta yarışıyorlar. Pazar günleri o kadar yoğun bir ilgi var ki, oyuncuları yakalayan hayranlarının her biri bir taraftan “Fotoğraf çektirelim” diye çekiştiriyor. Bu yüzden Pazar günlerinin ismi oyuncular arasında espriyle karışık “Kanlı Pazar” olarak geçiyor. Doğu ve Güneydoğu'da tek Türkiye çok izleniyor. Dizi başladığında sokaklar tenhalaşıyor. Bazı aileler arabaları ile set ekibinin arkasına takılıp tüm hafta sonu çekimleri izliyor. Ben de belki bir kare çektirebilirim ve “Neden bu dizi bu kadar izleniyor?” sorusuna cevap bulabilirim umuduyla Tek Türkiye setine koştum. Hayranlarının arasından çekip kaçırabildiğim oyuncularla konuştum, setin havasını kokladım, mağaralardan aşağı yuvarlanmamaya çalıştım ve evet fotoğraf çektirdim.


KOYUNLAR YÜRÜYÜÜNNN


Tek Türkiye tarihi 6000 yıl öncesine uzanan Sille ve Tatköy'de çekiliyor. Buradaki dağlara oyulmuş mağaralar, pek çoğunda günlük hayatın devam ettiği köy evleri ve köyün doğası çekim için doğal bir plato oluşturuyor. Şartlar zaman zaman epey zorlu oluyor. Bizzat şahit olduğum toz fırtınaları ve soğuk bunlardan ikisi sadece. Soğuktan korunabilmek için teknik ekibe özel kıyafetler yaptırılmış. Çünkü sabahın 7'sinden gecenin 12'sine kadar dağ bayır çalışıyorlar. Yine de çok neşeli ve esprililer. Köyde ilginç manzaralarla karşılaşmanız olası. Yolda ellerinde tüfekle yan yana yürüyen terörist ve özel tim mensuplarını ya da 40- 50 tane köylü kadın görürseniz şaşırmayın. Onlar figürasyon. Köyün çocuklarının pek çoğu dizide birkaç kez rol almış. Köyün eşekleri, koyunları, köpekleri de yeri geldiğinde dizide yerini alıyor. Koyunları kamera önünde tutmak da teknik ekibe kalıyor: “Koyunlar yürüyünnnn.”


REYTİNG KAYGISI YOK


Tek Türkiye setinde görüştüğüm hemen hemen herkes reyting kaygılarının olmadığını ama bir amaçları olduğunu söylüyor: Halkı teröre karşı bilinçlendirmek. Samimiyetlerinin ekrana yansıdığı ve seyircinin de bunun farkında olduğu için reytinglerde en üst sıralarda yer aldıklarını düşünüyorlar. Birleştikleri başka bir nokta da, Tek Türkiye'nin bütçesinin nispeten mütevazi olmasına rağmen, bir dizinin başarılı olması için gereken her şeyin en iyisine sahip olduğu; hikaye, kostüm, teknik ekip, cast, yönetmen, dekor… hepsinin birbirini tamamladığını söylüyorlar. Kostümler Doğu illerinde bir aylık bir süre içinde yapılan çalışmalar sonucunda, 15.000 metre kumaş harcanarak yapılmış. Oyuncuların pek çoğu devlet tiyatrolarında görevli sanatçılar. Tek Türkiye'nin hikayesi, yaşanmış olayları, gerçekleri yansıtıyor. Öyle ki çekilen bir sahnenin aynen gerçekleştiğini, bir iki hafta sonra gazetede okuyunca şaşırıp kalıyorlar. Belki de çok izlenmesinin sırrı bu; içten, hayatın taa içinden olması.


Reytingde zirveyi zorlayan Tek Türkiye dizisinin setine, Türkiye'nin dört bir yanından akın akın ziyaretçi yağıyor. Oyuncularla bir kare fotoğraf alabilmek için izdiham oluşturan hayranlar, en küçük rolde oynayan karakterlere bile yoğun sevgi gösteriyor. Milletin hassas noktasına dokunan 'kötü karakterli' oyuncular arasında kafasına elma, suratına tokat yiyen var


Dila Hemşire / Müjgan Gönül


Şöhrete alışamadım


İzleyicinin Dila Hemşire'yi evlerinin kızı gibi gördüklerini anlatan Müjgan Gönül, dizinin “Gençler nasıl kandırılıyor? Nasıl ellerine silah alıyorlar?” sorularını cevapladığı için çok izlendiğini söylüyor. Dila'nın örgüt tarafından kaçırılması sahnesinde 3 kere pisliğe bulanıp, 3 kere temizlenen Gönül, Dila adına aksiyonu sevdiğini söyleyerek aksiyon sahnelerine de göz kırpıyor. Gönül için günlük hayatında tanınan bir sima olmak ilginç bir durum olmuş. Alışmaya çalışıyor.


Şivan / Süleyman Karadağ


Sevilen kötü adam


Dizinin kötü adamı Şivan'ı canlandıran Süleyman Karadağ çok seviliyor. Karadağ Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde dizinin yayına girdiği saatlerde sokakların boşaldığını söylüyor. “Diziden teklif geldiğinde ilk etapta çekindim, anlaşmamız uzun sürdü. Çünkü sıcak bir gündem, 12 şehit vardı. Ama ülkeme hizmet için kabul ettim” diyor.


Dr. Tarık / Ozan Çobanoğlu


Tek Türkiye farklı bir resim veriyor


Dizinin başrollerinden biri olan Dr. Tarık'ı canlandıran Ozan Çobanoğlu, Konya Devlet Tiyatrosu sanatçısı. Rolüne hazırlanırken bir ay boyunca Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu gezmiş. Sağlık ocaklarındaki doktorlarla görüşmüş. Özel bir hastanede ameliyatlara katılmış. Çobanoğlu, dizi senaryosunu okuduğunda bu hikayenin kalburüstü olduğunu anlamış ve dizinin bu kadar tutacağını tahmin etmiş. Çobanoğlu, başlarda olmayan reyting kaygısının kendisi için artık var olduğunu ifade ediyor. Günde en az bir film izleyerek kendini geliştiren Çobanoğlu, dizinin sık sık karşılaştırıldığı Kurtlar Vadisi'ni seyretme imkanı olmadığını ancak daha büyük bir prodüksiyon olarak gözüktüğünü anlatıyor. Çobanoğlu'ya göre aralarındaki en büyük fark, Tek Türkiye'nin insanlara daha önce bilmedikleri ve görmedikleri farklı bir resim vermesi, farklı bir dünyaya götürmesi


Berfin / Özgül Sağdıç


Beni gören teyzeler ağlamaya başlıyordu


“Üşürken üşümeyi oynamıyoruz. Gerçekten üşüyoruz. Bu da dizinin gerçekçi ve doğal olmasını sağlıyor.” diyen Özgül Sağdıç, dizide başına gelmeyenin kalmadığı Berfin karakterini oynuyor. Berfin'in kandırılarak örgüte katıldığını herkesin bildiğini söyleyen Sağdıç, seyirci tepkisini “Beni görünce ağlayan teyzeler vardı.” diye anlatıyor. Sağdıç; “Biz çekim yaparken akşam otele gidiyorduk ama yine de çok zorlandım. Bir insan nasıl o şartlarda yaşamayı seçer, anlamak mümkün değil.”, diyor.


Salih Asan / Yapımcı


Tek Türkiye Sivasspor gibi


Dizinin yapımcısı Salih Asan, kendilerini Sivasspor ile özdeşleştiriyor. “Sivasspor Süperlig'de 1. sırada. Biz de Samanyolu olarak Süperlig'deyiz ama Anadolu takımı olduğumuz için bizi görmek, bahsetmek istemiyorlar.” diyor. Reyting kaygılarının olmadığını, tek kaygılarının “kardeşliği tesis etmek” olduğunu söylüyor Asan; “Dağa çıkma düşüncesi içinde olan bir genci vazgeçirebiliyorsak, bir genci dağdan indirebiliyorsak gerçek reytinge ulaşmışız demektir.” Tek Türkiye'de polisin ve askerin olmadığı eleştirilerini, dizinin geçtiği bölgenin zaten asker ve polisin ulaşamadığı, yolun, telefonun bulunmadığı bir coğrafya olduğunu söyleyerek cevaplıyor Asan. Dizideki şiddetin dozuyla ilgili de “Şiddeti fazla bulanlar, gecenin ikinci yarısında silah sesiyle yatağından fırlayan insanlar mı? Yoksa bizim gibi Batı'da yaşayanlar mı? Şiddet haberlerde olduğu kadar var.” diyor. Bütçelerinin mütevazi olduğunu da kabul etmeyen Asan, “Böyle bir işin mütevazi bir bütçeyle yapılması mümkün değil.” diyor.Asan, “Bunu söyleyen arkadaşlara bu teknik imkanları ve 70 bin lira vereceğim. Yapabiliyorlarsa gelsin çeksinler bu diziyi.” diyor. Dizide özel olarak gerçeğine çok yakın silahlar yaptırılmış. Dizinin son günlerde gerçek silah kullandıkları ile ilgili haberlere de “Usülsüz bir şey yok ortada. Mevzuat çerçevesinde devletin yetkili kurumlarına başvuruyorsunuz. Uygun görürlerse yardımcı oluyorlar.", diyor.


Örgüt doktoru Selma / Tuğçe Doraz


Senaryo gerçekçi


“Selma her şeyden önce doktor. Örgütün yaptığı eylemlere içten içe üzülüyor.” diyen Tuğçe Doraz, ilerleyen bölümlerde Dr. Selma'nın yanlışını anlayıp dağdan inişini izleyeceğimizi anlatıyor. Doraz, “Senaryo bana gerçekçi geliyor çünkü gerçek hayatta da cahillikten örgüte katılanlar var. Eğitimli ama beyni yıkanan insanlar var. Yoksulluktan dağa çıkıyor ama insaniyet öne çıkıyor, oradaki koşulları görüp yeniden geri dönenler var.” diyor.


Ayten / Gamze Karababa


Silahtan korkarım


Çok duygusal bir insan olduğunu söyleyen ve silahtan korkan Gamze Karababa, dizide terör örgütü mensubu Ayten'i oynuyor. Karababa, ilk başta şiddet içeren sahnelerde karşısındaki kişinin canını acıtacağından korkmuş. İlkokulu basıp öğretmen ve öğrencileri öldürme sahnesini çektikten sonra ise çok ağlamış. “Bunun bir dizi olduğunu biliyorsunuz ama normal hayatta da böyle şeyler olduğunu bilmek insanı acıtıyor.” diyor. Ayten'in öldürdüklerine tükürmesi ve pis pis sırıtması onu daha çok nefret edilen bir karakter yapmış. “İlk başta çok tepki alıyorum ama benimle konuşup, gördükten sonra sarılıp, 'Hakkını helal et' diyenler var. Bir gün Ankara'da bir oyuna gittim. Birden bir teyze bir tokat patlattı. 'İnsanları nasıl öldürüyorsun, kıyıyorsun.' diye.”


Çetin / Ergün Kuyucu


İnşallah benim gibisi yoktur!


Turizmcilik ve doğal taş ihracatı yapan Ergün Kuyucu oyunculuğa Gönül Salıncağı dizisinde bir arkadaşının ricası üzerine başlamış. Kollama dizisindeki rolü ise tutulmuş, yani seyirci baya nefret etmiş kötü adam karakterinde. Tek Türkiye'de canlandırdığı karakterin sertliğinden olsa gerek, onu görünce ürken, çekinenler oluyormuş. Askerin içindeki yoldan çıkanları canlandıran Kuyucu, “ Oynadığım karakter asker kökenli ve asker vuruyor. Zehirlenmiş insanlar vardır elbet. Ama ne kadar olursa olsun Türk ordusundan bir subayın asker vurabileceğine inanmıyorum. Umarım yoktur.”diyor.


Botan / Kadim Yaşar


Terörist sadece dağda değil


Setin neşe kaynağı olan Kadim Yaşar, Botan karakteri ile bir terör örgütü mensubunu canlandırıyor. Teröristlerin dünyanın her yerinde olduğunu söyleyen Yaşar, “Dağdaki de beyaz yakalı da aynı işi görüyor.” diyor. Türkiye'de sanatın çok zor olduğunu anlatan Yaşar, “Ancak bu işi yaparken varolabildiğimi düşündüğüm için çok üzerine gidiyorum. Ben bu rolde insanların yapmaması gerekenleri gösteriyorum.” Diye anlatıyor hislerini.


Sabo Ağa / Çetin Azer


İyi, kötü, çirkin...


Dizideki karakterleri iyi, kötü ve çirkin olarak nitelendiren Çetin Azer canlandırdığı Sabo Ağa'nın çirkinlerden olduğunu, çünkü kandırılmış insanlar üzerinde rant elde etmeye çalıştığını söylüyor. Azer, “İyi insanların değerini ortaya çıkaran, kötü karakterlerdir. Ne kadar antipatik olur, ne kadar kötü olursam, iyilerin değerini daha iyi anlatabilirim. İnşallah rahmetli Erol Taş'ın eriştiği mutluluklara ben de erişirim.” diyor.


Yönetmen Naci Çelik Berksoy


Hareketi seviyorum


Dizinin başarısını değerlendirirken “İç yapımlar her zaman daha başarılı olur çünkü kar amacı gütmez.” diyen Naci Çelik Berksoy, diğer dizilerdeki önemli oyuncuların aldığı kadar bir bütçeleri olduğunun altını çiziyor. “Önemli olan projenin sağlamlığı, senaryonun dengeli olması. Dekor olarak kullandığımız doğa çok iyi, kostüm iyi, renkli ve otantik, cast iyi, oyuncular iyi, teknik ekip iyi. Bir dizi yapıyoruz, bir masal, hikaye anlatıyoruz ve çok önemli konulara değiniyoruz.” diyor. Dizide diğerlerinden farklı olarak olayların çok hızlı ilerlediğini anlatan Berksoy, “Belki de başarı burada yatıyor.”, diyor. Çekimlerde iyi resim almaya çalıştığını söyleyen Berksoy, “Hareketli oyun almaya çalışıyorum. Hem kamera, hem oyuncu hareketli olmalı. Sofra sahnesi varsa mutsuz olurum ben.” diyor.