Tek Türkiye Dizisi

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Tek Türkiye ' nin Dila Hemşiresi Karantina Günlerini Anlattı


Samanyolu Televizyonu'nun sevilen dizisi Tek Türkiye'nin Dila hemşiresi Müjgan Gönül yakalandığı domuz gribi nedeniyle geçtiğimiz haftayı hastanede geçirdi. Gönül hastalığın nasıl bulaştığını ve karantina günlerini anlattı.

Oyuncu Müjgan Gönül dizideki rol arkadaşlarıyla birlikte Fransa ve Almanya’ya gitmişti. Ekip olarak imza günlerine, söyleşilere katıldılar. Dünyayı sarsan ve Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Artık yayılması durdurulamaz’ dediği domuz gribine ekipten sadece o yakalandı. Türkiye’ye döndükten sonra 39,5 derece ateşle hastaneye kaldırıldı. Kanında domuz gribi virüsü A/H1N1’e rastlanınca Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği’ne yatırıldı. Dünyanın kapıları da üzerine kapanmıştı böylelikle. Bir hafta ilaç tedavisi gördükten sonra sapasağlam ‘dışarı’ çıkabildi. Gönül, karantina günlerini Star Pazar’a anlattı.

Hastalığa yakalanmadan önce domuz gribi haberlerini takip ediyor muydunuz?

Duymamak mümkün değil elbette. Çok yoğun bir iş hayatım vardı. Dizi çekimleri, geç saatlere kadar çalışmak, düzensiz beslenme derken kendime çok iyi bakamıyordum. Bünyem zayıf düştü. Bağışıklık sistemim de bu yüzden zayıfladı sanırım. Dizi çekimleri bittikten sonra sekiz kişilik ekiple birlikte Fransa’ya gittik. Yurtdışında diziyi takip edenlerle bir araya geldik, çeşitli etkinlikler, geziler yaptık.

TERMAL KAMERADAN GEÇTİM

Sizin virüsü nasıl kaptığınız hakkında bir fikriniz yok tabii.

Sanırım Fransa’da kaptım. Virüs vücuda girdikten sonra en az bir iki gün kuluçkada kalıyormuş. Ondan sonra ortaya çıkarmış. Ben Türkiye’ye döndüm. Bir gün kaldım. Ertesi gün Almanya’ya uçtum. Uçakta da klimadan çok soğuk bir hava geliyordu. Almanya’ya donarak gittim. Soğuk algınlığı geçirdiğimi düşündüm. Ayakta zor duruyorum... Bir yandan da ateşim yükseliyordu. Akşam bizimkiler bir Türk doktoruna götürdüler beni. Doktor test yaptırmak istedi ama uçağımız var diye testi yaptırmadım. Sonra Türkiye’ye döndük.

Türkiye’ye nasıl girebildiniz ki? Termal kameraya yakalanmadınız mı?

Almanya’daki doktor giderken bana ateş düşürücü iğne yapmıştı. Ateşim düştüğü için termal kameraya yakalanmadım. Türkiye’ye geldikten sonra ateşim tekrar yükseldi. 39,5 derece ile hastaneye kaldırıldım. Test sonucu bana domuz gribi pozitif dediler.

O anda ne hissettiniz?

Ağzımdan ‘tamam’ kelimesi çıktı sadece. Şok geçiriyordum. Hemşire uçuşla, orada ne yapıp ettiğimle ilgili sorular sorup durdu. Ben donmuş gibi sorularını yanıtladım. Hemşire odadan çıktıktan sonra hüngür hüngür ağlamaya başladım. İnsan kendine konduramıyor galiba. Babamı aradım hemen. ‘Ben domuz gribi oldum baba. N’olacak şimdi?’ diye ağlamaya başladım.

BASIN DUYANA KADAR RAHATTIM

Bütün bunlar olurken ‘Neden Allah’ım, neden ben?’ durumları oldu mu?

Olmaz mı. Fransa’da sekiz kişiydik. Ortamlarda bebek bile vardı. Aynı insanlarla bir araya gelmiştik. Aynı yemekleri yemiştik ama sadece ben domuz gribi oldum. Hem korkutucu hem komik geliyor insana. Bir arkadaşım arayıp dalga geçti zaten: ‘Bravo Müjgancım, beş milyonda bir rastlanan hastalığı ülkemize getirdiğin için seni tebrik ediyoruz’ dedi.

Ya ölüm korkusu?

Elbette ölümcül bir virüs vardı içimde. Panik olmadım desem yalan olur. Ama ölüm korkusundan ziyade şu vardı: Başka bir şey olacak ve ben hastanede daha fazla kalmak zorunda kalacağım! Ateşler içindeyim... Ya hemşire yanımda yokken ateşim yükselirse, kimse gelmezse, komaya girip beni duymazlarsa diye düşündüm. Her seferinde ‘Aman Müjgan saçmalama’ deyip normale döndüm.

Nasıl tedavi oldunuz?

Hastanede altı gün kaldım. 10 dozluk bir ilaç tedavisi var. Sabah bir tane akşam bir tane alıyorsunuz. Ve geçiyor.

Klinikte karantina altında kalmak nasıl bir his yaratıyor insanda?

Bu o kadar ürkütücü, sinir bozucu ki... Dizide rol gereği maske takıyordum hiçbir şey hissetmiyordum. Hastalanınca aynı maske çok korkutucu geliyor. Koridora çıkamıyordum, cama çıkamıyordum. Aslında basın duyana kadar biz çok rahattık. En yakın arkadaşlarımdan Nilüfer cama kadar geliyordu ve ben onunla telefonda sohbet ediyordum. Bu işin aile içinde kalmasını istiyorduk. Çünkü sevdiğim insanların etkilenmesini istemiyordum. Basın duyduktan sonra cama da çıkamaz oldum. O zaman karantinayı tam olarak içimde hissettim.

Oradayken en çok sarılmayı özledim

Tek mi kalıyordunuz odada?

Evet. Ama şöyle bir şey oldu, o kliniğe girince Türkiye’de domuz gribine yakalananın sadece ben olmadığını gördüm. Hastanede boş oda yoktu. Bütün odalarda domuz gribi hastaları vardı. Türkler, festival için yurtdışından buraya gelen yabancılar, hostesler vardı. Hatta ben oda bile bekledim. Bir hostes tedavi görüp evine gittikten sonra odaya geçebildim. Benden önce de bir sürü domuz gribine yakalanan hasta gelmiş, tedavi olmuş.

Sizi ziyarete gelen oluyordu değil mi?

Arkadaşlarımla camdan cama görüşüyorduk. Çok kötüydü. Çok zordu. Cama dokunarak insanlara dokunduğumu hayal ediyordum. Özgürlüğünüz elinizden alınıyor o karantinada. Domuz gribi olduktan sonra dokunmanın değerini anladım. Arkadaşlarıma camın arkasından bakarken gözlerim doluyordu. İçeri kaçıyordum, gözlerimi silip tekrar karşılarına çıkıyordum. İnsanlara sarılmayı o kadar çok istedim ki içeride...

Zaman nasıl geçiyordu?

Arkadaşlarım filmler getiriyordu, onları seyrettim. Kitap, gazete okudum. Telefonlarım hiç susmadı. Diğer domuz gribi hastalarının odalarını görebiliyordum ama bağlantılı değildik elbette. Portorikolu dansçılar vardı. Onları seyrediyordum. Grup oldukları için çok eğleniyorlardı.

Ateşinizin düştüğünü, normale döndüğünüzü söylediklerinde neler hissettiniz?

Tamam, atlattım, yaşayacağım, bitti dedim...

Bundan sonra setlere geri döneceksiniz. Peki çalışma arkadaşlarınızda bir endişe olabilir mi sizce?

Belki endişelendiler ama hepsi beni bağırlarına bastı. Doktorlar beni bıraktıysa bir sakıncası da yok diye düşünürler herhalde. Hatta bunun esprisini bile yaptık. Normalde sete bir sürü hayranımız gelir ve birlikte fotoğraf çektiririz. Hoş bizim çocuklar ‘Müjgan hadi yine iyisin artık bir yıl anı fotoğrafı çektirmezsin’ diye takılıyorlar ama beni dışlayacaklarını sanmam.

STAR

14 Temmuz 2009 Salı

Tek Türkiye nin Dila Hemşiresi sağlığına kavuştu bugün taburcu oluyor


Tek Türkiye dizisinin Dila Hemşire'sinden sevindiren haber. Domuz gribine yakalanan Müjgan Gönül hastalığı atlatmayı başardı, taburcu oluyor. Genç sanatçı "Hastaneden ayrıldığım gün doğum günüm olacak." dedi.

Samanyolu TV'nin reyting rekorları kıran Tek Türkiye dizisinin Dila Hemşire'si Müjgan Gönül'den hayranlarını sevindiren bir haber geldi. Genç oyuncu, hastalığı atlatmayı başardı, bugün taburcu oluyor. Dila Hemşire'nin domuz gribine yakalanması medya gündemine damgasını vurmuştu. Beş gündür Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği'nde tedavi gören ünlü sanatçı, yaşadıklarını Zaman'a anlattı. Doktor, ölümcül virüsü kaptığını söylediğinde büyük bir şok geçirdiğini belirten Gönül, "Ateşim çıkınca domuz gribi oldum diye espri yapmıştım, gerçek oldu. Büyük üzüntü yaşadım, ama sonra her şeyde bir hayır vardır diyerek durumu kabullendim." diyor. Bugün taburcu edilecek olan genç sanatçı, hastaneden ayrılacağı tarihi yeniden doğacağı gün olarak tanımlıyor.

Oyuncu arkadaşlarıyla birlikte Fransa'ya, ardından Almanya'ya giden Müjgan Gönül, rahatsızlığını ilk Stuttgart'ı gezerken fark etmiş. Ateşi çıkan ve sıtma tutan oyuncu, rol arkadaşı Sabri Özmener'e, "Galiba domuz gribi oldum." diye espri yapmış. Rahatsızlığı artınca şehirdeki bir hastaneye götürülmüş. Doktor basit bir grip geçirdiğini düşünerek ateş düşürücü vermiş. İlacın etkisiyle Türkiye'ye dönüşte havalimanındaki termal kameraya yakalanmamış. Ancak halsizlik şikâyeti artınca özel bir hastaneye başvurmuş. İlk tetkiklerin ardından 'domuz gribi' şüphesiyle özel ambulansla Haseki Hastanesi'ne sevk edilmiş. Yapılan testler sonucunda domuz gribi virüsü A/H1N1 taşıdığını öğrenen Gönül, önce çok korkmuş. Kısa süre sonra hastalığını kabullenmiş. İyileşmek için sürekli dua etmiş. Hastanede, dizüstü bilgisayarında film izleyip kitap okuyarak vakit geçiren oyuncu, "Çok yoğun tempoda çalıştığım için yorulmuştum. Karantina süresi bir bakıma tatilim oldu." sözleriyle adeta Polyannacılık oynuyor. Hayranlarının ilgisi ve duaları karşısında çok duygulandığını ifade eden Gönül, hayatta en önemli şeyin sağlık olduğunu çok iyi anladığını vurguluyor.

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Tek Türkiye nin Dila Hemşiresi'de Domuz Gribi Çıktı:(


Samanyolu TV’de yayınlanan “Tek Türkiye” isimli dizide “Dila Hemşire” karakterini canlandıran oyuncu Müjgan Gönül’de domuz gribi virüsü tespit edildi. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan Müjgan Gönül, VATAN’a konuştu:

Büyük şok yaşadım

* Tek Türkiye dizimizin çekimleri için Almanya’ya gitmiştik. O dönem hayranlarımızla buluşmak için Fransa’ya da geçmiştik. Fransa’da kalabalık bir ekiptik, aynı ortamlardaydık, aynı şeyleri yedik içtik. Büyük ihtimalle Fransa’da oldu. Çünkü Stuttgart’a gittiğimde kendimi halsiz ve hasta hissediyordum. Zaten virüs bir hafta içinde çıkarmış. Bende de tam dönüşte çıktı ortaya. O kadar kalabalık bir gruptan virüsü sadece ben aldım. Bağışıklık sistemim diğer arkadaşlarımdan daha zayıfmış.

* Seyahat sonunda ateşim çıktı. Ben soğuk algınlığı olduğunu düşündüm çünkü Stuttgart’a giderken uçağın kliması biraz şiddetliydi. İlaç kullanmaya başladım. Fakat ateşim 39,5 olunca hemen özel bir polikliniğe gittim. Zatüre şüphesiyle bir kaç ilaç verdiler, ateşim yine düşmedi. Babam ’Ne olur ne olmaz, başka bir yere gösterelim’ dedi ve Çapa Eğitim Araştırma Hastanesi’ne geldim. Hastanedekiler ateşimin düşmemesinden şüphelenerek ’Haseki Hastanesi’nde domuz gribi ile ilgili bir ünite var hemen oraya gidin’ dediler. Kendimi kötü hissetmememe rağmen beni gözetim altına aldılar. Testi gerçekleştirmek için benden sıvı ve kan aldılar. Ertesi gün pozitif gelince şoka girdim.

* Hastalığım havalanlarındaki termal kameralarda farkedilmedi çünkü ben ateş düşürücü almıştım. Uçakta domuz gribiyle ilgili form dağıtılar ama ben rahatsızlığımdan dolayı yol boyunca uyumuştum. Benim yerime formu bir arkadaşım eksiksiz bir şekilde doldurmuş.

* Arkadaşlarla aramızda ’domuz gribi’ olabilir mi diye espri yaptık ama gerçek olacağını hiç düşünmemiştim. İlk duyduğumda çok demoralize oldum, sinirlerim bozuldu. Doktor bana bir sürü kişiyi hastalığını gidererek taburcu ettiklerini söyledi. Eşim dostum benden daha çok endişelendi, şu an ben onlara moral veriyorum.

* Şu an tek kişilik özel bir odada kalıyorum, odadan hiç çıkamıyorum. Hastanede beni tanıdılar o yüzden ayrı bir ilgi gösterdiler. Domuz gribi teşhisi konan birçok vaka var. Odama sadece hemşireler ve doktorlar girebiliyorlar, onlar da maske takıyor.

* Ölümcül bir vaka olmadığını bildiğim için çok rahatım. Kitap okuyorum, laptopumdan müzik dinliyorum, herşeyi yiyip içebiliyorum. Sanıldığı gibi ilaçla beslenmiyorum. Domuz gibiyim şu anda, moralim de iyi.

21 Haziran 2009 Pazar

Tek Türkiyenın Dila hemşiresi ile özel röportaj


TEK TÜRKİYE'Yİ ANLATTI
"Tek Türkiye’nin romanını okusaydım, onu anca bu kadar güzel hayal ederdim!..."

Yavaş yavaş en büyük alışkanlığımız Tek Türkiye’mize veda etmeye hazırlanıyoruz!.. Birkaç ay dahi olsa bu güzel yüzleri ekranda görememek hepimizi şimdiden üzüyor!... Ve Tek Türkiye oyuncularından sezon finali sohbetimizi yoğun talep üzerine Dila karakteri ile Müjgan Gönül’e ayırdık!.. Hepinizin ilgisini çekecek muhteşem bir söyleşi sizleri beliyor!..

Medyayı bir hayli meşgul eden, başarısıyla parmak ısırtan dizi Tek Türkiye’nin duygusal güzeli “Dila” ile hayranları arasındaki ilişkiye görüp de imrenmemek elde değil. Tek Türkiye tutkunları dizide ki Dila hemşire için “ Tek Türkiye, bir dizi değil de roman olsaydı ve ben bu romanı okusaydım, Dila karakteri gözümde aynı dizideki Dila kadar güzel olurdu” diyor.

Oynadığı rolü ile o kadar benimsemişler ki Dila’yı adının Müjgan Gönül olduğunu bile bile onu Dila Hemşire olarak anıyorlar. Set arkadaşları da onun için “en az kendi kadar narin bir kişiliği var, görünüşü gibi narin biridir Müjgan” diyor. Cast’dan arkadaşları ise, “ Müjgan ile sorun yaşamak için, sorunlu olmak lazım, o kadar mülayim ve iyimser bir kız ki birçok konuda bize yardımcı oluyor” diyor.

Hayranlarına dizide tanıdığınız Dila’yı birde gerçek Müjgan Gönül olarak düşündüğünüz de aklınıza ne geliyor diye sorulduğunda, sevenleri “ işini zevkle yapan, asla hırsa, şöhrete kapılmayacak gibi duran, çok yardımsever bir insan olarak tanımlıyoruz” diyorlar.

Hakkında bu kadar olumlu düşünülen, bu kadar sevilen Müjgan Gönül kimdir? Kaç yaşında, nerelidir? Söz Müjgan Gönül’ün. Yani Dila Hemşirenin!..

1985 İstanbul doğumluyum. Tekirdağ, Saray’lıyım. Lise öğrenimimi tamamladıktan sonra, gösteri sanatları merkezi oyunculuk bölümünde 2 yıl oyunculuk eğitimi aldım, pantomim ve klasik bale üzerine çalışmalar yaptım kısa bir süre, özel bir tiyatroda da 2 yıla yakın çalışmam oldu. Ve şu an bildiğiniz üzere Tek Türkiye projesinde Dila karakterini canlandırıyorum.

İlk oyunculuk denemeniz ne zaman oldu?

Oyunculuk serüvenim lisede okurken okulumuzun tiyatro kulübüne girmemle başladı. Liseler arası düzenlenen bir festival için oyun hazırlıyorduk, Türkmen düğünü adlı tiyatro eserinde ben Elif karakterini canlandırıyordum. Katıldığımız festivalin son günü bir ödül töreni düzenlendi, hiç ummadığım bir sürpriz oldu benim için, o gün oradan bir ödülle ayrıldım. Geleceğe umut vaat eden bayan oyuncu ödülünü jüri bana layık görmüştü, eve gelene kadar ayaklarımın yere basmadığını söyleyebilirim. Yaşadığım onur, gurur ve mutluluğun etkisiyle bu yola baş koydum.

Müjgan Gönül’ün hayalindeki meslek nedir?

Küçük bir kız çocuğu iken de, şu anda da hayallerimi süsleyen tek meslek oyunculuk oldu.

TV dünyasında kendinizi en son nerede görmek istersiniz?

Sosyal sorumluluk içeren, anlamlı, insanlığa faydalı projelerde yer almış olmak, ve beni tanıyan insanlardan kötü sözler işitmemiş olmak, benim için yeterli.

Tek Türkiye sezon finali geldi, sette durumlar nasıl? Daha bir tempo mu var?

Sette ilk günden bu yana hep yoğun bir tempo var. Sezon finalinin yaklaşması hepimizi çok heyecanlandırıyor tabi, merakla 74. bölümü bekliyoruz. Sette hem mutluluk var, hem hüzün. Kendi adıma şimdiden o burukluğu yaşamaya başladım bile. Bir sonraki bölümün senaryosunu merak etmemek, çektiğimiz bölümün nasıl olduğunu, dört gözle Perşembe günlerinin gelmesini beklememek hüzünlü ve sıkıcı kısmı. Ama ailemin yanında olacak olmak, arkadaşlarımla vakit geçirmek ve dinlenmek mutlu eden tarafları olacak İnşallah.

Yaz geldi, sette havalar nasıl?

Akşam saatlerinde çalışmak çok keyifli, fakat öğle saatlerinde dış çekimlerde biraz zorlanıyoruz, çok yakıcı bir güneş var Konya’da. Ama şikâyet etmiyoruz soğuklardan çok daha iyi.

Tek Türkiye’ de Dila hariç bir karakter beğenin ve onu oynayın deseler, hangi karakteri seçerdi Müjgan Gönül?

İyi ve kötü tüm karakterleri çok anlamlı Tek Türkiye’nin, onlara can veren tüm oyuncular da çok başarılı. Hepsini oynamak isteyebilirdim ama ben yine de Dila derim.

Düşündüğünüz bir sinema projeniz var mı?

Dizinin araç, sinemanın amaç olduğunu düşünenlerdenim, her oyuncunun hayallerinden biridir sinema filminde rol almak. Çok isterim tabi, ama şu an gündemde olan bir sinema projesi yok.

Seyirci Dila ya çok alıştı, ekranlarda onu görmek bazıları için büyük bir alışkanlık haline geldi peki Tek Türkiye bittikten sonra yine Müjgan Gönül’ü ekranlarda görebilecek miyiz? Size uygun gelecek, Dizi, reklam tekliflerine evet der misiniz?

Bende Dila’ ya çok alıştım.Sizinde dediğiniz gibi gelecek uygun projelere gururla, seve seve evet derim.

Yemekle aranız nasıl, en sevdiğiniz yemek?

Pekiyi sayılmaz, çünkü çok iştahlı biri değilim. En sevdiğim yemeğe gelince tüm zeytinyağlı sebze yemeklerini severim.

Takip ettiğiniz bir dizi var mı?

Yoğun çalışma temposundan pek mümkün olmuyor, ama ne yapıp edip Tek Türkiye’yi izlemeyi başarıyorum.

Müjgan Hanım, çocukluğunuzdan bu yana sizde kalan bir huyunuz var mı? Büyükleriniz çocukluğunuz hakkında ne der?

Gezmeye çıkılmadan önce çok heveslenirdim, herkesten önce koşa koşa ben gitmeye çalışırdım, fakat gittiğimiz yerlerde de huysuzluk yapardım, sıkıldım eve gidelim diye. Zaman zaman hala bu ruh halinde olduğum oluyor ama artık sıkılsam da belli etmemek için elimden geleni yapıyorum. Çocukluğuma gelince çok yaramaz olduğumu ve avazım çıktığı kadar bağırarak ağladığımı anlatır hep büyüklerim. Baya yaka silkmişler ben büyüyene kadar.

Evlilik konusu hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle bir gençlerin doğru bir evlilik için neleri kat etmesi gerekir?

Yeryüzündeki en kutsal kurum aile. Ve bu kurumun kurucuları olan bir birey olarak yapacağınız en zor iş uygun bir eş seçimi. Uygun ve doğru seçimden sonra kalan şey mutluluğu ve yaşamı paylaşmak. Genç kız ya da genç erkeğin olgunlaşmış olması, yaşam felsefesini kafasında oturtmuş olması, kat etmesi gereken en önemli yol.

Yeşilçam deyince neleri hatırlıyorsunuz?

Hepimizi ekrana kilitleyen, defalarca izlediğiniz halde sıkılmadan aynı lezzetle tekrar tekrar izlenen filmler, samimi ve sıcacık oyunculukları hatırlıyorum.

Sizin için olmazsa olmaz en önemli üç şeyi sıralayın desek ne derdiniz?

Hayatımda hiç olmazsa olmazlarım yoktur, bugün elimizde olanın yarın olmayacağı bilincinde olmaya çalışırım her zaman.

Müjgan Gönül’ün bazı konularda “ Dila” karakterine nasihatleri olduğunu okumuştuk medyadan, peki “ Dila “ karakterinin Müjgan Gönül’e verdiği önemli mesajlar var mı?

Sabrı ve sükûneti Dila karakteriyle yeniden keşfettim, Dila bir hayal ürünü evet ama Dila’nın güzel huylarını örnek alarak gerçekleştirmek hayat vermek bizim elimizde.

İstanbul’un sizin için ayrı bir yeri var mı? Sizin için İstanbul ne ifade ediyor? En çok hangi semtini seviyorsunuz?

Olmaz mı hiç? Doğup büyüdüğüm şehir. Hemen hemen tüm anılarım bu şehre, bu şehrin insanlarına, bu şehrin semtlerine ait. Hiç bu kadar ayrı kalmamıştım İstanbul’dan, burada daha bir kıymetini anladım. Yaşamak zor olsa da bir o kadar renkli ve güzel İstanbul’da… Her semtinde ayrı bir doku ayrı bir hikâye ve güzellik var. En çok sevdiğim semtine gelince, Büyükada.

7. Türkçe Olimpiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz? 115 farklı ülkenin 700 farklı çocuğu Türkçe eserler canlandırıyorlar, Türkçe konuşuyorlar size neler hissettiriyor bu gösteriler?

Son zamanlarda yapılan en önemli organizasyon Türkçe olimpiyatları. Her yıl takip etmeye çalışırım. Her geçen yıl daha büyük bir coşkuyla katılımın artması değerinin anlaşılması beni çok mutlu ediyor, gururla izliyorum bu gelişmeleri. Olimpiyatlara katılan çocukların bir kaçıyla tanışma fırsatım da oldu bu sene, her biri çok özel, çok ahlaklı, seçilmiş çocuklar, canı gönülden destekliyorum hepsini, umarım Türkçe ve Türkiye hayatlarının bir köşesinde daima olur. Geleceğimize en güzel yatırım bu çocukları yetiştirmek Türkçeyi öğretmek, Türkiye’ye davet ederek toplumumuzu tanıtmak. Onları yetiştiren dünyanın bir ucuna giderek oralarda hizmet veren tüm öğretmenlere de sonsuz teşekkürler ediyorum bir Türk genci olarak. Çok büyük bir vazife her yiğidin harcı değil, helal olsun her birine.

* * *

Gerek yurtiçi gerek yurtdışı birçok organizasyonlara katılıp, bir yandan sezon finali için büyük bir gayret ile çalışan Müjgan Gönül, sevenlerinin kıymetini çok iyi bilen oyunculardan biri. Yarın akşam Samanyolu ekranlarında sizi muhteşem bir sezon finalinin beklediğini hatırlatan ve tek tek bütün severlerine selamlarını ileten Müjgan Gönül’e teşekkür edip, başarılar diliyoruz!..

TEK TÜRKİYE DUYGUSAL BİR MANZARA İLE VEDA ETTİ

Tek Türkiye Sezon finaline İkincilikle girdi!....

Samanyolu Televizyonunun en başarılı yapımlarından biri olan Tek Türkiye, dün sezon finaline girdi. Tek Türkiye’yi diğer dizilerden ayıran en önemli özelliklerinden biri seyircilerin sadece diziye değil sete de gösterdiği yoğun ilgiydi. Sette çalışma olduğu zamanlar gece demeden gündüz demeden seyirciler 74 bölüm boyunca oyuncuları seyretmeye çalıştı, bir şekilde onlara yakın olmak istedi.

Muhakkak ki dizinin samimiyetinde ve ekranlara bu kadar sıcak yansımasında sete içindeki sevgiyi de getiren seyircilerin etkisi çok büyük. Oyunculardan Şehmuz Muhtar, Sabri Özmener, Zelal Anne, Özlem Akınözü, Dila, Müjgan Gönül, Berfin, Özgül Sağdıç gibi oyuncular sete gidip ortamı görenlerin büyük sevgisini başarmayı kazandı. Onların mütevazi duruş ve sıcak kanlılıklarından etkilenen seyirci, onları ekran başında da yalnız bırakmadı.

Bu süreç böyle işlerken medyada bu başarılı ekibe gereken önemi gösterdi. Ekip, yurtiçi, yurtdışı birçok davete, ödül törenine katıldı. Aldıkları plaket ve ödüllerin sayısı gün geçtikçe arttı. 74 bölüm boyunca büyük bir fedakârlık sergiledi oyuncular. Konya’da ki veda yemeğine katılan hikayeciler, yapımcılar, oyuncular hepsi aynı şeyi söyledi; “ Gelip ortamımızı bir görün, inanın sevmeden bu yola baş koymadan yapılacak iş değil bizimkisi, mesaj çok değerli olunca zorluğu da artıyor, güzel şeyler basit kazanılmıyor, biz bu başarıları gördükçe bütün bu zorlukları gülümseyerek karşılıyoruz” dedi.

Yeni sezonun hikâyesini oldukça merak eden oyunculara hikâyeci arkadaşlar “ Her an her şey olabilir” diyerek ser verip sır vermedi. Şimdi herkes memleketlerine, tatile gitti. Konya halkı, “tüm Türkiye gibi ekranlarda diziyi, sette oyuncuları çok özleyeceğiz” dedi.

Sezon finali daha yayınlanmadan “ Sezon finali kelimesini bile duyunca duygulanıyorum, Tek Türkiye seyretmeden geçecek Perşembe’leri düşünmek bizi çok üzüyor” deyip, gözyaşlarını tutamayan seyirciler herkesi duygulandırdı. Birçok izleyicide sezon finali sonrasında, Şivan’ın eşi ve çocuğunun öldürüldüğü sahnede çok duygulanıp, gözyaşlarını tutamadıkları belirtti. Buruk bir şekilde, duygusal veda eden Tek Türkiye, ağlayan gözleri güldürecek yeni sezonuyla şimdiden merakla bekleniyor.

Dizi oyuncularından Zelal Anne, sezona veda ederken, “ Çok yorulduk, ama alnımızın akıyla bu işi başardığımız için gurur duyuyorum diyerek, herkese hayırlı tatiller diledi. Dila Hemşire ise “ çok zor bir çekim süreci geçirdik ama set ortamına veda etmek beni buruklaştırdı. Dinlenmek tabi ki güzel ama seti çok özleyeceğim” diyerek tüm izleyicilerine onlara verdiği destekten dolayı teşekkür etti.

Ekranların gözdesi haline gelen ve birçok tıp öğrencisinin karakteri ile hayallerini süsleyen Doktor Tarık, Ozan Çobanoğlu ise tıpkı dizide ki durmak dinlenmek bilmiyor. Bir yandan dizi çekimi bir yandan kendine özgü sinema çalışması onu yormamış. İnsanları bilgilendirecek, onları aydınlatacak eserler yapmak için ölene kadar sanata devam edeceğim ve sanatı sadece insanlara anlatmak istediğimi, gerçekleri anlatmak için yapacağım diyen başarılı oyuncunun başta birçok arkadaşı hem Tek Türkiye çekimi hem Devlet Tiyatrosundaki görevi dolayısıyla “sen bu yoğunlukla senaryo falan yazamazsın” demiş. Fakat Çobanoğlu, kendisine inanan Tek Türkiye ekibindeki arkadaşları ve yönetmeni Naci Çelik Berksoy’ un da yardımıyla bu senaryoyu bitirmiş. “Sinema filmi çekmek Türkiye şartlarında maalesef çok zor, tek başına imkansız maddi manevi size destek veren ve inanan insanlar bulmak zorundasınız ve çok şükür ki ben de bu insanlarla karşılaşıyorum” diyerek çalışmalarının olumlu yönde gittiğini belirten oyuncu kendisinden desteğini ve duasını esirgemeyen tüm sevenlerine teşekkür etti.

Türkiye’de gayretli çalışması sonucu yıldızı parlayan nadir oyunculardan biri olan Ozan Çobanoğlu, son olarak genç arkadaşlarıma seslenmek istiyorum diyerek “ Önemli olan bir şeyi başarmak değil, çalışmak. Çalışırsalar bir gün mutlaka başarıya ulaşacaklardır. İnanmak en büyük erdemdir. “ dedi.

Hiçbir emeğin zayi olmayacağına inanan oyuncu Çobanoğlu’nun sinema projesinin bu düşünceler ekseninde mutlaka çok faydalı ve estetik bir çalışma olacağına inanıp, reyting sıralamasında ilk üçten hiç düşmeyen, sezon finalinde ise en çok seyredilen ikinci program olmayı başaran

Tek Türkiye Ekibinin tüm oyuncularına gösterdikleri emek ve çabalar için teşekkür ediyoruz..

Tek Türkiye sezona veda etti


Çekimleri Konyanın Sille/Tatköyde yapılan Samanyolu televizyonunun sevilen dizilerinden Tek Türkiye, Akın Marina Restaurantta düzenlenen toplantı ile sezona veda etti.

Dizi oyuncuları, teknik ekip ve yönetim kadrosunun da bulunduğu programa, dizinin solisti olan Türk Halk Müziği Sanatçısı Gökmen ve İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Çıpan da katıldı.
Böyle bir dizinin Konya’da çekiliyor olması için çok çalıştığını ifade eden İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Çıpan, dizinin hedeflerinin ötesine gittiğini, daha da öteye gideceğini umduğunu söyledi. Tek Türkiye dizisinin 74 bölümü geride bıraktığını ifade eden Yapımcı Salih Asan, “Dizimiz şu ana kadar acısıyla tatlısıyla 74 bölümü geride bıraktı. İnşallah daha nice 74’lere… Her şey Tek Türkiye için…” dedi. Dizi oyuncularının yoğun alkış ve tezahüratlarıyla bir selamlama konuşması yapan Yönetmen Gürsel Ateş de çok iyi bir ekiple çalıştığı için her şeyin daha kolay ve güzel olduğunu dile getirdi. “Sanatçı aslında metafizik bir kahramandır” diyen STV Genel Müdür Yardımcısı Rıdvan Kızıltepe de sanatla bağlarını koparmış, sanatı toplumda gerektiği yere koyamamış toplumların gelişmeye yönelik çok şey kaybedeceğini söyledi. Konuşmalardan sonra mini bir konser veren dizinin solisti Türk Halk Müziği Sanatçısı Gökmen, seslendirdiği birbirinden güzel parçalarla dinleyenlerin gönlünü fethetti

Tek Türkiye 74. Bölüm►►Sezon Finali'ne Kaliteli YORUMLARINIZ





Tarık ve Dila nikah masasında.

Tek Türkiye, sürpriz ve heyecan dolu sezon finali ile ekrana geliyor. Sağısu Köyü’nde düğümler yavaş yavaş çözülüyor. Kezban, annesinin Aysun olduğunu öğrenirken, Şivan oğlu için kendisini Zeliha’ya bir kez daha affettirmeyi dener. Tarık, Dila’yı evliliğe ikna etmeye çalışırken beklenmedik ile kendilerini teröristlerin arasında bulurlar. Tarık şimdi Botan’ı hayata döndürmek zorundadır. Fakat, bu onu babasına bir adım daha yaklaştırmıştır. Tam her şey çözüldü derken, kimsenin beklemediği şok bir gerçek Tarık ve Dila’nın düğün gününde ortaya çıkacaktır.








fragman: